Yüce Ruin
Ülkemizi istila eden küçük, büyük bir çok canavar ile savaşarak yorgun düştük. Artık kampa çekilip dinlenme zamanı gelmişti. Kampa geldiğimizde saat gece yarısıydı. Bir taraftan dinlenip diğer taraftan da canavarların saklandığı yerleri bulmak için gözcüleri ayarlıyorduk.
Aniden ortalıkta bir hareketlenme oldu. Kuzeyin Kralı Asimovis’in ulağı kalemize doğru dört nala geliyordu. O krallık bizim dostumuzdu. Hemen kapıları açtık ve içeri aldık. Biraz dinlendikten sonra ulak Şahımıza Kral Asimovis'in mektubunu sondu. Şah Ayaz mektubu okuyunca çok heyecanlandı, gözleri büyüdü. Baş vezirine dönerek: " Çabuk ordumu hazırlayın , Yüce Ruin görülmüş" dedi.
Tek ordu ile onunla başa çıkmak mümkün değildi. Kral Asimovis ve Şah Ayaz birlikte saldırmaya karar verdiler. Ancak biri Kuzeyin kralı diğeri güneyin şahıydı, mesafeler çok uzaktı. Bu nedenle Şah Ayaz en güçlü okçu süvarileri ile hızlıca kuzeyin yolunu tuttu. Zigana geçidinde Kral Asimovis’i beklemeye başladı.
Şah Ayaz'ın ordusu Zigana geçidinde beklerken büyük bir fırtına koptu. Kar fırtınasından göz gözü görmüyordu. Güney ülke ordusu buna hazır değildi ve fırtına ile başa çıkmakta zorlanıyordu. Hedeflerinden iyice uzaklaşmaya başladılar. Üstelik Kral Asimovis’in ordusundan bir haber yoktu. Zaman daralıyordu. Ortalık ışımadan Yüce Ruin'i ele geçirmeliydiler. Büyük korkuları Yüce Ruin'in Ünlü ve Güçlü Emir Malik'e görünmesiydi.
Kral Asimovis'in ordusunun saldırıya geçtiği haberi geldi. Şah Ayaz, ona katılmak için harekete geçti. Ancak olumsuz hava şartlarından dolayı yetişemedi. Bu durum büyük bir umutsuzluğa neden oldu. Kral Asimovis de geri çekilmek zorunda kaldı. Tekrar birlikte saldırmaları için günler gerekiyordu.
Gözcüler Yüce Ruin'in yanındaki krallığa Emir Malik'in kamp kurduğunu haber verdi. Bu haber ordunun içinde yıldırım hızı ile yayıldı. Şah Ayaz’ın askerleri isyan etti. Kral Asimovis’i beklersek Yüce Ruin ve hazinesini kaybedeceklerini öne sürerek, saldırıp Emir Makik’ ten önce varmalıyız dediler.
Ordu tek başına hareket etti. Zigana dağını aştı. Aşağı ovada Yüce Ruin bir Kutup Yıldızı gibi parlıyordu. Herkesi kendine hayran bıraktı. Hepimizin gözleri kamaştı. O heyecanla hücuma geçtik. Yıldırım gibi nallarımız şimşekler çakarak dörtnala inmeye başladık.
Sonra Kuzeyin Kralı Asimovis in yedek kuvvetleri ile bize yaklaştığını haber aldık. Dostumuzu geride bırakamazdık. Zaferi birlikte kutlamalıydık. Biraz yavaşladık. Dost kuvvetler de bize yetişince ovaya doğru bir sel gibi akmaya başladık. Coşkumuz inanılmazdı, kılıçlarımıza zöhre yıldızının şavkı vuruyordu. Yüce Ruin üstüne gelen orduyu görünce telaşa kapıldı, tüm canavarlarına saldırı emrini verdi.
Canavarlar ağızlarından ateş saça saça geliyordu. Bir den ortalık aydınlandı. Sanki galaksi yer yüzüne inmişti. Onlar yaklaştıkça heyecan doruğa çıktı. İki ordu son gücü ile birbirine girdi. Çok büyü bir mücadele vardı. Kılıçların, kalkanların, gürzlerin, mızrakların, ıslıklı okların sesi yeri göğü inletiyordu. Canavarlar zayıf bir savunma bulup oraya yüklendiler. Kral Asimovis’in kanadı çöktü. Yedek birlikler dayanamadı ve geri çekilmeye başladılar. Haber Şah Ayaz’a ulaşınca ,kanada destek göndermek yerine tüm orduya geri çekilme emri verdi. Şah Ayaz düşmanın gücünü dengelemek için coğrafyayı kullanmaya karar verdi. Kral Asimovis’i beklerken tüm coğrafyayı incelemiş her türlü ihtimale göre birçok plan yapmıştı. Ordu Zigana geçidine doğru çekilirken Yüce Ruin’in canavarları da takip ediyordu. Şah ayaz on bin okçu atlı kuvvetlerini geçidin iki yakasına yerleştirerek çekilmeye devam etti. Canavarlar zafer coşkusu ile şimşek gibi ilerliyorlardı. Bunun adı Kurt Kapanı idi. Tarihte birçok komutan kullanmıştı. En ünlüleri de BaycuNoyan’dı.
Canavarlar ordusu kapana girerken Yüce Runi kesin zafer bekliyordu. Karargahında komutanlarını toplamış zaferlerini kutlamak için son durak ANKARA diyorlardı.
Şah Ayaz canavar ordusunu kurt kapanına alırken, Yüce Ruin’nin kaçmaması için. Bir tümen atlı okçuyu gizlice düşman karargahının arkasına göndermişti.
Şah Ayaz’ın ordusu Zigana Geçidi’nin çıkışında durdu. Geri dönerek saldırı pozisyonu aldı. Gelen canavar öncüleri bunu önemsemediler. Zaman zaman kaçmayan düşman birlikler geri döner savunma yaparlardı. Bunları da öyle sandılar. Ve tüm gücü ile yüklendiler. Ama geçemediler. Arkadan gelen canavarlar öndekileri ezmeye başladı. Dar alanda sıkıştılar. Cephe dar olduğu için saldırı gücü de çok zayıftı. Sonra Boğazın iki yanına yerleşmiş okçulara saldırı emri verildi. Bu oklar ıslıklı idi. Düşmanın üzerin yağmur gibi yağıyordu. Islıklar vadinin kayalarında yankı yaparak kulakları sağır edecek şiddete olaştı. Düşman çok şaşkındı geri dönmek zorunda kaldı. Gelenlerle dönenler birbirini ezmeye başladı. Tüm canavar ordusu o geçitte yok edildi. Geçit güvenli hale gelince Şah Ayaz ve Kral Asimivis orduları ile birlikte geçitten ilerlemeye başladılar. Öyle çok düşman ölüsü vardı ki, atların ve askerin ayakları toprağa basmıyordu.
Yenilginin haberi Yüce Ruin’e ulaşınca hazinesini topladı ve batıya doğru hareket etti. Amacı nehri geçip sonsuz krallığında kay kaybolmaktı. Ama Şah Ayaz’ın okçu atlıları köprü ve geçiş yapılacak tüm bölgeleri tutmuştu. Tümen komutanın teslim ol çağrısı yaptı. Ancak Şah Ayaz onu kendisinin teslim alacağı haberini göndermişti. Tümen komutanı Şah Ayazı’ın emri ile etrafını çevirip beklemeye başladı.
Şah Ayaz’ın ordusu geçidin çıkışındaki ovada kamp kurarken, Şah Ayaz Koruma birlikleri ile Yüce Ruin’in Karargahına doğru yola çıktı. Çok sakindi onu bir komutan gibi ağırlamayı düşünüyordu. Yaklaşınca karargahtan ok atışları başladı. Şah Ayaz hemen bir elçi gönderdi. Teslim olursa, hazinelerini alıp, onu bağışlayacağı haberini gönderdi. Gelen cevap olumsuzdu.
Şah Ayaz Yüce Ruin’in karargahına girdi, korumaları etkisiz hale getirdi. Kılıcını çekti Yüce Ruin’in kalbine sapladı. Yüce Ruin:” Ey İnsan Oğlu bir daha vur” dedi. Şah Ayaz: “Ben anamdan bir kere doğdum, bir kere vururum” dedi.
Efsanelere göre bir canavarlar şahına iki kere kılıç sallarsanız o canavar asla ölmez, sonsuza kadar yaşamaya devam eder, öldürülmüş tüm canavarlar dirilirdi . Şah Ayaz bunu bildiği için Yüce Ruin’i kendi teslim almak istedi.
Derler ki; Sultan Nur Cihan Şah'ın Ünlü kolyesi, rengini bu savaşta Yüce Ruin’in kalbinden sıçrayan bir damla kandan almıştır.
İşte Kuzeydeki bereket ve bolluk bu savaştan sonra arttı. Halk mutlu ve barış içinde yaşamaya başladı, bu bolluk, dostluk köprüsü ile güney ülkelerine de ulaştı ve tüm krallıklara yayıldı.
https://prnt.sc/gC1INgAOhvej https://prnt.sc/odq1dCSpWsr9
Yüce Ruin 7
-
freeharika
- Suzerain
- Posts: 785
- Joined: 13 Dec 2012, 10:11
Re: Yüce Ruin 7
Please add more screenshots to your story.